« Önceki :: Sonraki »

Suni Bir Deprem mi Yaşadık



Netpano.com > Gizem/Sır >

 

Bu iddia çok konusuldu. Ama kimse neden olduğunu bilemedi.

ünlü fizikci Nikola Tesla ismi ile iddialar tekrar gündemde

 

 

 

P>Bu  için 1900`lerin başından beri Nikola Tesla adındaki Rus asıllı Amerikalı bilim adamının buluşu olan "elektromagnetik endüksiyon tekniği" (Tesla Makinası) kullanıldı. Tesla Makinası`nın nasıl çalıştığı hala bir sır ama Amerikalılar`ın uzun zamandır bu makina üzerinde çalıştıkları biliniyordu. Tesla, ilk olarak ilkel bir düzenek ile 1908 yılında Sibirya`da Tsunga bölgesinde bir deney yapmış ve burada meydana gelen patlama 600 km uzaktan duyulmuştu. Tsunga`daki bu olay sonrası oluşan çevre tahribatı korkunç boyulardaydı. Hiroşima`nın 40.000 katına yakın enerji açığa çıkmıştı. Patlamanın etkisi kilometrelerce kareye yayılmıştı. Ancak ortada en ufak bir krater veya metal kalıntısı yoktu. Bu durumda göktaşının düşmüş olması ihtimali ortadan kalkıyordu.

 

 

 

Bilim adamları Tsunga`da hala ne olduğunu tam olarak çözmüş değiller. Ancak yıllardır Avustralya`da karada açık arazide ve Kaliforniya`da da su üstü ve su altı askeri tesislerde bu deprem Tesla makinası denenmekte olduğu da sır değil. Buradaki garip tabiat olayları ve sık sık olan depremler ile bilgiler Internet`teki sitelerde bile yer almakta.

 

 

 

Ancak başlangıçta askeri amaçlı olarak geliştirilen bu acaip doğa silahı daha sonra kaynak sorunuyla karşılaşınca barışçı amaçlarla da kullanılacak şekilde adapte edildi (tıpkı atom bombasının ve TNT`nin olduğu gibi). Makinanın Kaliforniya`da San Andreas fay hattında olacak muhtemel bir deprem öncesi kullanılması düşünüldü. Tesla Makinası sayesinde fay hattındaki enerji birikimi çok yüksek düzeylere çıkmadan, gerilim daha küçükken suni depremlerle deşarj edilerek boşaltılacak ve böylece büyük deprem önlenecekti. Ancak bu teorinin denemesi ve deneylerle geliştirilmesi gerkliydi, hata ve kusurların asgariye indirilmesi şarttı. Bunun için de San Andreas`a benzeyen faylara, çatal yapan fay gruplarına ihtiyaç vardı. Böyle bir fay grubu da işte Türkiye`deki Kuzey Anadolu fay hattıydı. Geometrisi ve jeolojik yapısı aynı San Andreas karakterindeydi. Kuzey Anadolu fayı ile San Adreas fayı, tıpa tıp birbirine benziyordu. Bu fay üzerinde yapılacak bir ön deşarj deneyi Kaliforniya`daki gelecekte olacak depremler için çok şey öğretebilecekti. Amerika bu amaçla yıllarca deney yaptı bu ve buna benzer deprem bölgelerinde.

 

 

 

Asker açısından da bu bulunmaz bir nimetti. Bu suretle hem projeye masum bir kılıf bulunuyor hem de finansman için yeni kaynaklar sağlanıyordu. Ancak yine de toplu imha silahı olma özelliği ile bu makina askeri nitelikteydi ve onunla ilgili herşey "Çok Gizli" damgasını taşıyordu. İşte Amerikalılar bu nedenle İzmit`teki fay hattındaki hareketleri ve enerji birikimini büyük bir gizlilik içinde, herkesden habersiz ama çok yakından takip ettiler. MTA`nın ve diğer jeolojik ölçüm kurumlarının verilerini inceleyerek ve uzaydan bölgeyi izleyerek burayı adeta abluka altına aldılar. Son gerilimi de böylece çok önceden haber aldılar.

 

 

 

Ancak Amerika`nın bölge ile ilgili bu hareketliliği ne kadar gizli olursa olsun bazı kaynaklara yansımaktan kurtulamadı. İşte Adını bile bilmediğimiz ancak kendisini Kanada`lı bir bilim adamı olarak bildiğimiz bir kişi her nasılsa bu gizli verilere bir türlü ulaşarak bölgede bir deprem olacağını ve bunun için bölgenin takip altına alındığını anladı. Ve bunu kendi amaçları doğrultusunda yaklaşık 48 gün ve 240 km hata ile yayınladı. Ancak ne bu bilim adamına ne de yayınına daha sonra nedense kimse dikkat etmedi. Hatta bu faciadan sonra kimse çıkıp ta bu bilim adamının kim olduğunu sormadı, onu ortaya çıkartıp bu kadar az yanılma payıyla böylesi bir depremi nasıl önceden tahmin edebildiğini soramadı. Adam hala bir sır, kim, nerede kimse bilmiyor.

 

 

 

İşte izlenen bu enerji birikimi bir süre sonra depreme neden olabilecek büyüklüğe erişecek ve belki de İstanbul`u da tehdit edebilecek bir depreme neden olabilecekti. Bu noktada bilmiyorum, Amerikalılar konuyu böyle mi aktardılar bizimkilere yoksa haber dahi vermediler mi? Ama o gece Gölcük`te askeri tesiste ve açıkta Marmara`da deniz altında bu Tesla makinası kurulmuş ve çalışmaya hazır hale getirilmişti bile. Belki de bizimkilere bunun rutin fakat askeri amaçlı gizli bir proje olduğunu söylediler. Belki de İstanbul`da olabilecek bir depremin basıncını azaltacak bir askeri sistemi deneyeceklerini söylediler. Bilemiyorum, ama bir türlü bizimkileri bu işe razı ettiler. Bizimkilerin de belki de iyi birşey yaptıklarını sanmaları için bu deneyin İstanbul`u kurtaracağını söylemiş olmaları bile muhtemel.

 

 

 

Peki İsrail askerleri`nin bu projede yeri neydi? İsrailli askerler ve üst düzey subayları o gece Gölcük`te ne arıyorlardı? Bu devir teslim töreni her yıl yapılan rutin bir ulusal törendi. Uluslararası bir kimliği yoktu. Ama işte İsrail subayları ve üst düzey yetkilileri yine de oradaydılar. Ancak bunun nedenini şimdi çok daha iyi kavrıyabiliyoruz. Onlar oradaki Tesla makinasını kurmak ve çalıştırmak ve onun gizliliğini korumak ve her ihtimale karşı birşeyler ters giderse onu imha etmek için oradaydılar. Bizimkilerin ise birşeyden haberi yoktu. Bize güvenen de yoktu zaten. İş İsrail`e ihale edilmişti.

 

 

 

Ancak o gün nedense İsraillilere hiç kimse bu güne kadar hiç katılmadıkları bu devir teslim törenine neden katıldıklarını kimse sormadı. Ya şaşkınlıktan ya da telaştan, enkaz altında kaç İsrail askerinin öldüğünü, kaçının yaralandığını soran da olmadı. O felakette kaç İsrail askerinin öldüğünü ne Genel Kurmay yayınladı ne de İsrail böyle bir bilgiyi açıklamak nezaketini gösterdi. Herkese verdikleri imaj ise oraya bize yardım için geldikleri şeklindeydi. Hemen bir hastane kurdular ve yaralarımızı sarmaya yardımcı olmak için de daha sonra o bölgede bir yerleşim merkezi kuracaklarını açıkladılar. Neden? Esas amaçları enkaz altındaki askerlerini ve önemli askeri malzemeyi çıkararak götürmekti. Gerisi paravan operasyondu. Biz de "bak şu İsrail`e helal olsun hemen yardımımıza koştu" diyerek sevindik.

 

 

 

Deprem neden gündüz bir saatte değil de çok ilginç bir şekilde gece saat tam 03:02 de oldu? Sanki 03:00 saati depremin başlaması için özel olarak seçilen bir saat gibi. Böyle geç bir saatte olacakları kimsenin görmesi olası değil,  gözlemci riski en az düzeyde.

 

 

 

Tıpkı bir askeri operasyonda olduğu gibi talimatlara saat tam 03:00 olarak giren başlangıç saatinde yeşil ışık yakıldı ve Tesla cehennem makinası yer altındaki sığınakta ve deniz altında çalışmaya başladı. An geç bir iki dakika içinde de gücü en üst düzeye ulaşmış olacaktı. Aynen de öyle oldu. Makina gürültüyle enerji toplamağa başladı. Statik elektrik enerjisi. Bu sırada, Avustralya`da ve Okyanus`ta bu tür suni yaratılmış depremler öncesinde görülen elektrik boşalması, hava yarılmasından oluşan ışıklar ve patlamalar oluştu atmosferde. Ve arkasından da makinanın boşalması ile birlikte yer yarıldı ve oluşturulan enerji doğaya akıtıldı. Ancak hesapta doğanın oyunu yoktu herhalde. Oluian deprem hem beklenenden çok uzun hem de çok daha güçlü çıktı. Şiddeti 7.4 `e ulaştığında Amerika`da aletler 7.8`i gösteriyordu. Ve büyük bir patlama ile her şey kontrolden çıktı.

 

 

 

Tesla deprem makinası depremin enerji gerilimine dayanamayıp parçalandı ve ortaya çıkan güç yer altında muazzam bir patlamaya neden oldu. Ve bu yeraltı labrotuvarlarının tam üstündeki, herşeyden habersiz uyuyan yüzlerce askeri barındıran ve 8 şiddetindeki depreme dahi dayanıklı olması gereken askeri tesisler unufak olarak dağıldı. Hesaplarda hata yapılmış belki de fay hattının tepkileri ve enerji dağılım değerleri yanlış hesaplanmıştı. Her ne olduysa oldu ve doğanın beklenmeyen bu gazabı bütün çevreyi yerle bir etti.

 

 

 

Tabi durum derhal Amarika`ya Clinton`a, bizde de cumhurbaşkanına ve başbakana bildirildi ve bir önlem olarak tüm bölge ve hatta bütün İstanbul 4 saat süreyle bir haberleşme ablukası altına alındı. Elektrikler kesildi ve telefonlar iptal edildi. Kimsenin birbiriyle haberleşmesi istenmiyordu. Cumhurbaşkanı dahi sabahleyin çıkıp "benim de telefonlarım kesikti" gibilerinden garip bir açıklama yapacaktı ve biz de buna bir anlam veremeyerek, adamın yaşlılığına ve beceriksizliğine bağlayıp tenkid edecektik. Halbuki gariban adam ne söyleyebileceğini dahi bilemiyordu. Tam bir şaşkınlık içindeydi. Aşağı tükürse sakal yukarı tükürse bıyık.

 

 

 

Ne yapacaklarını bilemedikleri için ne Cumhurbaşkanı ne de Başbakan saatlerce bir şey diyemedi, demeç veremediler. Üzgünüz dahi diyemediler. Ancak sabah saat 9:00 sularında TV ekranlarının karşısına geçip halka şöyle üstün körü bir açıklama yapabildiler. Durum vahşm`e benziyor dediler. O ana kadar Amerika`dan Clinton`dan ne yapacaklarına dair talimat bekliyorlardı. Hatta belki de Clinton dahi o anda konuya ilk kez vakıf olan yardımcılarından ve olağanüstü milli güvenlik konseyinden görüş alıyor ve Türkiye`ye nasıl yardım edileceğini hesaplıyordu. Hemen gerekli sıhhi yardım ekipleri organize ediliyor ve bölgedeki tüm Amerikan askeri birlik ve filolarına Türkiye`ye hareket emri veriliyordu. Amerika diyetini Türkiye`ye tam destek vererek ödemeye çalışıyordu.

 

 

 

Bu arada devreye Avrupa ülkelerinin liderleri de giriyor ve belki de onlardan da Türkiye için sözler alınıyordu. Yunanistan bile tornistan ettirilerek Türkiye`ye karşı olan hasmane tutumuna son vermesi sağlanıyordu. Tüm Batı başkentleri hareket halindeydi, panik yoktu. Herşey koordinasyon altındaydı, bir tek Türkiye dışında. Bizde ise bizimkiler ne yapacaklarına, oluşan bu emrivaki felakete karşı nasıl tavır almaları gerektiğine bir türlü karar veremiyor, karasızlık içinde bocalayıp duruyorlardı. İşte sabah saat 03:05 ile 06:30 arasında Batı`da bu hareketlilik yaşanırken bölgede de çok hızlı ve çok gizli bir askeri hareketlilik hakimdi. Ancak herkes kendi derdine düşmüş olduğundan bu olağanüstü gizli operasyondan kimsenin haberi olmuyordu.

 

 

 

Böylece bu işi planlayanlar, gecenin karanlığından da yaralanıp deniz altından parçaları yüzeye vuran Tesla makinasının kalıntılarını toplayıp, yer altı ve üstündeki tüm delilleri de yok ediyorlar ve hatta belki de insanları canlı canlı gömerek tüm izleri yok etmeğe çalışıyorlardı. Ve bölgeye son hızla gelen Rus bilim gemisi dahi sabah saat 6:30 da bölgeye vardığında, havanın aydınlanmasıyla birlikte etrafta delil olabilecek tek bir cisim bile kalmamıştı. Deniz altındaki oluşan radyasyon anlaşılmasın, dibe çöken kalıntılar araştırılmasın ve patlama sonucu meydana gelen deniz altı krateri ve çukur ortaya çıkarılmasın diye bu bölge derhal askeri karantinaya alınarak dalışa yasak bölge ilan ediliyordu.

 

 

 

Ancak bütün bu temizlikler yapıldıktan sonra Ecevit ve daha sonra da Demirel`in bölgeye gitmelerine izin veriliyordu. Onların dahi ne bölgeye uçuşlarına ne de telefon irtibatı kurmalarına izin vardı. Sanki koskoca İstanbul ve Kocaeli bölgesi uzaydan gelen yaratıklarca abluka altına alınmışçasına tam bir haberleşme karanlığına sokulmuştu. Tek bir telefon dahi çalışmıyor, elektrikler verilmiyordu. Ancak Ecevit ve Demirel olan biteni içlerine sindiremediklerinden olsa gerek, evleri kendilerine mezar olan binlerce şehidin de acısıyla bir türlü rahat hareket edip halkla bütünleşemiyorlardı. Çoğu yerde halkın arasına karışamadılar dahi. Sanki yaptıklarından utanç duyuyor gibiydiler.

 

 

 

Bir gazeteci çıkıp bu depremin ardında PKK`nın bulunup bulunmadığını sorduğunda, Ecevit ona "sen ne saçmalıyorsun kardeşim, deprem ile PKK`nın ne alakası var, sen kafayı mı yedin?" bile diyemedi. Sadece adamla göz göze gelmemeğe dikkat ederek "sanmıyorum" gibilerinden bize o gün için çok abuk subuk gelen bir laf etti. Şimdi anlıyoruz ki meğer adam o an ne tür tarifsiz acılar içinde kıvranıyormuş, omuzlarında taiıdığı onbinlerce cesedin ağırlığı ile.

 

 

 

Peki Amerika sonra ne yaptı? Hemen tüm imkanlarını Türkiye için seferber etmedi mi? Clinton çıkıp ta Amerikan halkından Türkiye`ye yardım etmelerini istemedi mi? Kasım`da Türkiye`ye geleceğini ilan edip, Ecevit`in de bu arada Amerika`ya kendini ziyarete geleceğini haber vermedi mi? Evet Ecevit Amerika`ya bu felaketin ve binlerce şehidin diyetini konuşmağa gidecekti.

 

 

 

Belki de hükümet içinde sızan istihbarat bazı bakanların yabancılara karşı saldırgan tavır takınmalarına dahi neden olmuş olamaz mı? İlk anda çok yadırgadığımız Osman Durmuş`un çıkıp ta yabancılara tek hasta bile vermem ve onlardan kan da almam demesini şimdi yadırgayabiliyor musunuz? Şimdi adamın yabancılara neden belki de bu kadar tersd olduğunu anlayabiliyoruz.

 

 

 

İşte şimdi soru şu. Ne ölenlerimiz geri gelir ne de anılarımız. Ancak İzmit`te, Gölcük`te, Yalova`da, Halıdere`de, Avcılar`da, Bolu`da, Düzce`de ve daha nice yerleşim merkezinde enkaz altında yaşamlarını yitiren binlerce mehmet, hatice, ayşe ve ali`ye karşı bir vicdan borcumuz da mı olmayacak? Onlar geride gözleri yaşlı onbinlerce sevenlerini sıcaklıklarından mahrum bırakırken, sırf Kaliforniya`da joni`ler, mike`lar, susan`lar ve alice`ler yaşasın diye yaşamdan çalındıklarını dünya bilmesin mi?

 

 

 

Bilgi İçin http://www.geocities.com/mavidosya/D01.htm

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (5) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

5 yorum yazılmıştır

Yazan:isimsiz | Tarih: 2009-08-15 21:10:26
Konu: burada bilinmesi gereken bir nokta daha var ki



o da yerkabuğunun hareketli olmasıdır. herhangibir yerdeki deprem (bileşik kaplar örneğinde olduğ gibi) başka yerlerde de tesirini gösterir ve uzun veya kısa vade de etkili olur.

ilkerinanç a katılmadığım bir nokta ise şudur.

doğal afetler meselesi;

bu konu bir inanç meselesi olduğu için tartışma götürmez. isteyen inanır isteyen inanmaz.

Kur an da değişik kavimlerin nasıl helak oldukları yazılıdır. Nuh tufaın Ad ve Semud kavimleri Karun un hazineleri vs.

Tsunami de de 300 bin insan öldü. acaba yukarıda yazılı afetlerde bu kadar insan öldü mü?

burada şunu demek yanlış olabilir. deprem bölgesinde olanlar bu cezayı haketti ve Allah da onlara deprem gönderdi.

Olayı böyle değerlendirmek yerine şöyle değerledirme de fayda vardır.

Bütün sıkıntılar ve ızdıraplar hastalıklar insanlara imtihan içindir. Bu afetler de bir şekilde sıkıntı ve ızdırap ve de imtihan vesilesidir. Bizlere düşen sıkıntı ve ızdırap anında sabır göstermektir.


Bağlantı »

Yazan:isimsiz | Tarih: 2009-08-15 21:09:09
Konu: adamlar kalleş arkadaş


arkadaşım bak şimdi şöyle anlatayım..
ABD nin dünya üzerinde emelleri olduğunu 5 yaşındaki çocukta biliyor.buna itirazım yok..
ama adamlar bişey yapacaksa bi bahane bulup saldırıyor,işgal ediyor hallediyor işini.
yani böyle deprem makinası bilmemnesi ile uğraşmalarına gerek yok.
eğer yapabilselerdi Irakta,Afganistanda yaparlardı o kadar masraf yapmadan bitirirlerdi iki ülkeyi...
hem böyle bir güçleri var neden zamanında Sovyetler veya Çinde denemediler?
şu an uyuz oldukları bir Kuzey Kore var.
niye orada denemiyorlar şimdi?
o son Tsunaminin olduğu yerlerde ve bizde olan depremde(marmara depremine getiriyorsunuz lafı dönüp dolaşıp) hasara en çok uğrayan yerler baktığın zaman "en büyük yalakaları"olan ülkeler...
yani zaten toptan emrinde olanlarla niye uğraşsın.
yada Ortadoğuda niye uğraşıyor,teker teker basar aletin düğmesine Suriye,Irak,Ürdün..Suudi Arabistan...devam eder gider...
kim kıllık yapıyo,bas düğmeye iki dakkada olay tamam.hemde binlerce nükleer bomba kullansan aynı etkiyi yapamazsın...silaha bak.bedava..
adam salak demekki silahlanma için bütçesinin yarısını harcıyor her sene...
yapmayın etmeyin arkadaşlar.deprem bir doğa gerçeği.Marmarada,İranda,Endonezyada,Japonyada ve adını sayamadığımız her yerde her 20 veya 30 yılda bir yıkıcı depremler oluyor.bunun ne Amerikayla nede başka bir güçle alakası var.İstanbul 1509,1719,1894 yıllarında yerlebir olmuş tam anlamıyla.açın kitapları okuyun.o zaman ne Amerika vardı nede Tesla(ki en sevdiğim gruplardan biridir,ben o ismi öyle hatırlıyorum)
ve yakındada bekliyoruz zaten bir deprem.buna alışın,kendinizi kandırmayın.
hep yaptığımız bu.misal 1967 yılında Gölcük ve Sakarya büyük bir depremle yıkılmış.binlerce insan ölmüş,binlerce bina yıkılmış.neredeyse 17 Ağustos depremi gibi büyük bir deprem..
kaçınız biliyor bunu?
ama ne yapmışız biz orada.kanun çıkarmışlar gene şimdiki gibi.3 kattan yüksek binaya izin vermemişler.bu birkaç sene böyle gitmiş.ama rant varya ah o rant..işine gelen vermiş ruhsatı,vermiş izni.10 katlı binalar yapılmış 3 kattan fazla imar izni olmayan bölgeye...
sonuç ortada yine ölen binlerce insan,yine yıkılan binlerce bina..

velhasıl uzun lafın kısası biz bu kafayla gidersek ve sorunu hep dışarıdan birilerinde ararsak...
evlerimizi bilimin öngördüğü şekilde yapıp kendimizi güvene alacağımıza,deprem makinalarıyla şunla bunla uğraşırsak daha çok insanımızı pisi pisine kaybedeceğiz.
ondan sonra 3-5 sene sonra gene aynı muhabbetleri yapacağız."Amerikanın elinde deprem bombası var,onlar yüzünden oldu bu deprem...bla..bla..bla.."
ama elin oğlu bilimle hareket edip,deprem gerçeğini bildiği için evini,işyerini ona göre yapacak...7 şiddetinde depremde oturup depremin bitmesini bekleyecek...bizde burdan"vay beea.gavur yapıyo abi,7 şiddetinde deprem oldu 20 kişi yaralandı 1 kişi öldü.o da kalp krizinden..."dicez...Seatlle depremi,Japonyadaki,Taivandaki son depremler...
ha bu arada "Seatlle Depremi" derken aklıma geldi,biliyorsunuz 3-4 sene önce oldu ve sadece 1 kişi ölmüştü yanlış hatırlamıyorsam.o da heyecandan kalp krizi geçiren bir yaşlıydı...
oradadamı o bombayı denediler?
eee.denedilerse o bomba çok dandik bişey abi,baksanıza 7.2 şiddetinde deprem oluyor ve hiçbir binayı yıkmıyor,topu topu sadece 1 kişiyi öldürüyor...nası bomba lan bu?

sen evini sağlam yap ne deprem ne bişey işler ona.kibrit çöpü gibi yap 30-50 bin insanın ölsün..ondan sonra"7.4 yetmedimi?""allah cezalandırdı"gibi saçmalıklar konuşulsun ortalık yerlerde...
"yahu bu Amerika,Japonya,Avrupa ülkelerini Allah bizden daha çokmu seviyor onları hiç cezalandırmıyor?"diye sormak kimsenin aklına gelmiyormu.ben böyle şeyleri duyunca hemen aklıma gelen şeylerden biri bu...
bu bu kadar basit.o yüzden "böyle saçmalıklarla uğraşmayın"dedim ama her zaman olduğu gibi olayı kişiselliğe döktünüz.ben 1 kişiye değil,burada yazılanları kim okuyorsa ve aynı fikirdeyse onlara söyledim.
yoksa elin oğlu bunları okusa ağzını bırakıp başka yeriyle güler bize.ben sadece uyardım


_____________________________

Bağlantı »

Yazan:isimsiz | Tarih: 2009-08-15 20:51:12
Konu: Amerikanın çirkin yüzünü görün

Amerikanın çirkin yüzünü görün
« : Eyl, 23, 2006 »Once dinle-1
Amerika'nin bir deprem olacak diye korku ve endiseyle izledigi San Andreas fay hatti ile bizim Kuzey Dogu Anadolu fayi, birbirlerine ikiz kardes kadar benziyor.

Bunu da dinle-2
San Andreas fayi, Amerikan sanayiinin kalbinin attigi, Silicon Vadisi'nin bulundugu bir yerde. Depremin yaratacagi ekonomik kayiplar cok buyuk olacak. ABD'nin korkusu bu...

BUYUK SORU:
Amerika, boyle bir depremin onune gecemeyecegini biliyor. Peki, kucuk kucuk depremler yaratarak, bir buyuk depremin onune gecmek, bolgedeki enerjiyi bosaltmak mumkun mu?

YANITI:
Bu soruya uzun suredir, "EVET" yaniti veriliyordu. Esrarengiz bilim adami TESLA tarafindan gelistirilen bir "Deprem Makinasi" kucuk depremler yaratarak, buyuk depremler yaratacak enerjiyi bosaltabiliyordu.

BUNUN BIZIM DEPREMLE NE ILGISI VAR?:
Amerika, bu esrarengiz makineyi test etmek icin, Turkiye'yi secti. Cunku, Kuzey Anadolu Fay Hatti ile San Andreas Fay Hatti, ikiz kardes gibi birbirine benziyordu. Eger makina, burada basarili olursa, orada da basarili olacaginin garantisi var demekti.

Makina, Izmit yakinlarinda test edilirken, kontrolu elden kacti ve ulkemiz buyuk bir felaketle karsi karsiya kaldi.

17 AGUSTOS DEPREMINI, AMERIKALILARIN DEPREM MAKINESI YAPTI...

MERAKLISI ICIN AYRINTILAR:
1900'lerin basinda Sirp asilli Amerikali Nicola Tesla adinda bir bilim adami, düsük frekansli elektromanyetik isinimla yüksek enerji transferi yapan bir teknik gelistirdi. Tesla makinesi, olusturdugu elektromanyetik alan sayesinde yeraltinda biriken enerjiyi harekete geçirebiliyor hatta istenilen bölgeye yönlendirebiliyordu.

Hem Ruslarin hem de Amerikalilarin uzun zamandir gücünü tamamen doga'dan alan bu teknigi bir silah olarak kullanmanin yolunu aradiklari biliniyor. Nicola Tesla, ilk olarak ilkel bir düzenek ile 1908 yilinda Sibirya'da bir deney yapti. Bölgede yapilan denemede Hirosima'nın 40 bin katina yakın enerji açıga cikmisti. Patlamanin etkisi kilometrelerce kare alana yayilmisti. Ancak ortada en ufak bir krater veya madde kalintisi yoktu. Bu durumda bir göktasinin dusmus olmasi ihtimali ortadan kalkiyordu. Bilim adamları Sibirya'da ne oldugunu hala tam olarak cözemedi. ABD, Tesla ile çok uzaklardan hatta uzaydan saldirilar yapmayi planladi. Etkisi ve gücü bir türlü kontrol altına alinamayan silahın denemeleri yillarca sürdü: Avustralya , Kafkaslar, Okyanus tabani ve Güney Amerika'daki Ant daglari.

Baslangicta askeri amacli gelistirilen doga silahinin kontrolündeki aksakliklar destekcilerini korkuttu. Zamanla ortaya cikan maddi kaynak sorunu bazı barısci yalanlarla asilmaya calisildi. Makinenin depremleri onlemek icin yaratildigi soylentisi yalani yayildi. Iddiaya gore, makinenin amaci "ABD'nin yillarca basina bela olmus San Andreas fay hattindaki enerjiyi kontrol etmek ve etkisiz hala getirmekti." San Andreas fay hattinda biriken enerji suni depremlerle bosaltilacakti. Ancak projenin denenmesi ve test edilmesi gerekiyordu. Hatalarinin giderilmesi sartti. Bunun icin de iyi bir deneme mekanina ihtiyac vardi. Tipki Kuzey Anadolu Fay Hatti gibi; tipki Turkiye'nin tam deprem kusaginda bulunan sanayii merkezi Izmit gibi...

NEDEN KUSKULANIYORUZ?:

BIR
Bir cok insan depremden hemen once, Golcuk'ten Avcilar'a kadar olan bolgede bir ates topu gorduklerini soyluyorlardi. Kimsenin neden olustugu hakkinda doyurucu yanit veremedigi bu top, TESLA makinesinin olusturdugu manyetik alan olmasin?

IKI
Depremin oldugu gun, Israil ve Amerikan ekipleri, bolgede elektro sismik haberlesme tatbikatlari yapiyorlardi. Bu tatbikat, aslinda Tesla Makinesi'nin denemeleri olmasin?

UC
Amerika, ulkemizde uzun suredir adim adim sismik ag sebekeleri kuruyor ve bu topraklardaki tektonik hareketleri cok yakindan izliyor. Bu bilgilere neden gerek duyuyor? Deprem Makinasi denemelerinin sonuclarini degerlendirebilmek icin olmasin!

DORT
Depremden sonra, bolgede haberlesmek olanaksiz hale geldi. Koskoca bu Cumhuriyetin Cumhurbaskani Demirel bile, o gun telefonlarinin kesik olmasindan yakindi. Bu tele-iletisim aksakliklari, Deprem Makinasi'nin elektromanyetik dalgalariyla iliskili olmasin?

BES
Depremden yaklasik 5 saat sonra, bir Rus deniz arastirma gemisinin yarisir gibi bolgeye gelmesinin amaci, TESLA Deprem Makinesi'ni deneyen ABD'nin izlerini incelemek olabilir mi? Rus arastirma gemisinin, bolge karantinaya alindi diye eli bos donmesi, kusku uyandiriyor...

ALTI
Deprem sonrasi inanilmaz Amerikan ve Israil yardiminin nedeni, duyulan vicdan azabi olabilir mi?

Bağlantı »

Yazan:isimsiz | Tarih: 2009-08-15 20:47:58
Konu: su uyur düşman uyumaz

1976 ÇİN DEPREMİ-
Gelin şimdi de jeofiziksel manipülasyonlar sahasında nelerin yapıldığına ve halen de yapılmakta olduğuna bir göz atalım.

Çoğu insan elbette insanların bu tür şeyler yapabildiklerine ya da yapmak isteyeceklerine hiç inanmayabilir. Dolayısıyla bir deprem olduğunda çok az kişinin aklına şöyle bir soru gelir. "Bu doğal bir deprem miydi yoksa yapay mıydı?" Açıkça söylemek gerekirse Gölcük depreminden sonra ben bu soruyu soranlardandım. Türk basınının en saygın isimleri farklı üsluplarla bu soruyu sormaktan kendilerini alamadılar. Taha Kıvanç, Can Ataklı ve Sedat Sertoğlu şüphelerini köşelerine aktaran önemli isimlerdi.

Aslında içinde bulunduğumuz zamanda, yer değişiklikleri açısından her geçen gün aktivite seviyesinde yaşanan artıştan, hangisinin gerçek hangisinin suni olduğunu bilmek de giderek zorlaşıyor.

Nicola Tesla'nın '1935'deki Kontrollü Deprem'i, Tesla'ya göre "telejeodinamikçilerin bir eseriydi". Tesla "Yerin içinden hemen hemen hiç enerji kaybetmeden geçebilen ritmik titreşimlere neden olabilir ve bu mekanik etkileri karada uzun mesafelere taşı****** çeşitli eşsiz etkiler üretebilirdi" diyordu. Senator Claiborne Pell tarafından yönetilen senato alt komite oturumunda şöyle söyleniyordu: "Şu anda bir anlaşmaya ihtiyacımız var... Dünyanın askeri liderleri fırtınaları yönetip, iklimleri değiştirmeden ve düşmanlarına karşı depremler oluşturmadan önce..." Senator Pell, böyle bir teknolojinin varlığı konusunda bilgi sahibi olmadığı için 1975 yılında düşmanlar için deprem oluşturma kelimelerini telaffuz etmemişti. Ayrıca, 10 Aralık 1976 yılında Birleşmiş Milletler Genel Toplantısında "Askeri veya Diğer Çevresel Değişim Tekniklerinin Düşmana Yönelik Kullanımının Yasaklanması Anlaşması"nı onayladığı rapor edilmişti. Eğer deprem oluşturma kabiliyeti dahil olmak üzere çevresel değişiklik yapabilecek teknoloji olmasaydı, böyle bir rapor yayınlanmak acaba mümkün olabilir miydi?

Bağlantı »

Yazan:isimsiz | Tarih: 2009-08-15 20:40:24
Konu: komplu teorilerindenmi sanıyoruz bütün bunları

Sunî Deprem Meydana Getirme!

11 Eylül 2001’de, ikiz kulelerin yıkılmasıyla sonuçlanan saldırının ardından Amerika,
olayın sorumlusu olarak gösterdiği ve Afganistan’da saklandığını ileri sürdüğü U. Bin Ladin’i
ele geçirmek bahanesiyle söz konusu ülkede bombalamadık yer bırakmamış ve
hattâ yeni geliştirdikleri sunî deprem meydana getirme yöntemini de Afganistan’da
kullanmış ve sonuç almıştı. Biz de bunu ekranlarda haber olarak izlemiştik.
17 Agustos 1999, Gölcük...

Saatler gecenin üçüydü ve insanlar can havliyle kendilerini
evlerinden disariya atarken sanki bir kiyameti yasiyor gibiydiler.
Ali Kirca' nin yönettigi Siyaset Meydani' nda enkazdan kurtarilan
bir bayan sunlari söylüyordu: “O gece ne oldugunu bilmiyorum ama bildigim bir
sey var ki bu, depremden farkli bir seydi.”
Bir iddiaya göre depremden hemen önce Gölcük' ten Avcilar' a kadar genis bir alanda
görülen "ates topu" ile ilgili bilimsel bir açiklama yapilamiyordu.

Birtakim teoriler ortaya atilmaya baslandi. Kimine göre Ruslar
bomba patlatmisti. Kimine göre de Yugoslavya''ya atilan bombalarin
yer kabugunun dengesini bozmasi sebebiyle depremin gerçeklestigini
söylüyordu.
Hatta bazilarina göre isi PKK bile yapmis olabilirdi. Nitekim CNN
televiyonu Basbakan Bülent Ecevit ile yaptigi bir röportaj
sirasinda "depremin arkasinda PKK mi var" sorusuna "Sanmiyorum"
cevabini vermisti. Oysa bu sorunun dogal yaniti "siz ne
saçmaliyorsunuz, depremle PKK’nin ne alakasi var" olmaliydi. Bu
soruya verilen cevap, akillara, PKK nin deprem
olusturabilme ihtimalinin oldugunu düsündürdügü gibi, yapay
depremlerin olabilecegi sonucuna da götürmektedir.

Bu teoriler arasinda akla en yatkin olani Future Times’da
yayinlanan arastirma dizisinde yer alan hikayeydi. Bu senaryoya
göre, San Andreas fay hattinda meydana gelebilecek büyük bir depremin Amerikan
ekonomisine çok büyük zarar verecegini bilen ABD, yer kabugundaki degisimleri
izleyerek, daha deprem olusmadan tektonik katmanlar arasinda artan basinci
degisik noktalardan patlatip bosaltarak, büyük depremi küçük
depremler haline dönüstürmenin yolunu bulmustu. Yillar önce Sırp
asilli Amerikali bilimadami mucit Nicola Tesla tarafindan gelistirilen bu "düsük frekansli
elektromanyetik isinimla yüksek enerji nakli" teknigini, hem Ruslar hem de
Amerikalilar uzun zamandir bir silah olarak kullanmanin yolunu
ariyorlardi.
Bu yöntemle, çok uzaktan, hatta uzaydan genis alanlarda tahribat
yapabileceklerdi. Ancak Pentagon yillardir çok güçlü bir silah
gelistirmek amaciyla üzerinde çalistigi bu projeyi, bir yandan da barisçi "deprem indirgeme"
sistemine uygulamak suretiyle tepkileri azaltmayi ve fonlama devamliligini saglamayi
amaçliyordu. Bu nedenle proje önce Avustralya' nin çiplak ve seyrek
nüfuslu kirsal bölgelerinde denendi ve gelistirildi. Daha sonra bunun
deprem bölgelerinde denenmesine geldi sira. Degisik zamanlarda
Kafkaslar' da, Okyanus tabaninda ve Güney Amerika' daki Ant
daglarinda tektonik uyarilar verilmek suretiyle endüktif deprem yaratma konusunda büyük adimlar atildi.
Bu arastirmalar Amerika' da HAARP ve diger askeri tesislerin
kumanda merkezlerinde yürütülüyordu. Bu arada, Türkiye, Japonya ve
benzeri deprem bölgelerinde de sismik ag sebekeleri kurularak bu
bölgelerin tektonik verileri saniyesi saniyesine devasa bilgisayarlarin kayitlarina gönderilmeye baslandi.
Ve gün geldi bu sistem Türkiye'de denenmek istendi. Bölge zaten yilardir bu amaçla
sismik espiyonaj altindaydi. Nitekim gelismeleri dikkatle takip edenler,
depremden hemen sonra, Türk Telekom' un Türkiye' nin sismik bilgilerini
Pentagon’a ileten NATO Üssü' nün iletisimini nasil kestigini ufak puntalarla
gazetelere düsen haberlerden hatirlayacaklardir.

ABD' nin asil hedefi, Kuzey Anadolu fay hattindaki deneyden elde
Edecegi tecrübe ve bulgulari, San Andreas fay hattina uygulamakti. Bu is
yine çok yüksek askeri gizlilik tasidigindan yürütme isi Israilli
uzmanlara verilmisti. Gerekli makine ve donanim gizlice denizaltilarla Gölcük
üssüne getirilerek oradaki, yeralti, denizalti korunaklarina kuruldu. Türk
makamlari durumdan detay bazda haberdar degildi. Deney basarili olacagindan
sonunda kimse normal dısı bir seyin oldugunu fark etmeyecekti. Bu amaçla
"Gece Sahini Tatbikati" nin Gece 03:00 da baslamasi planlandi.

Gece saat tam 03:00 da dügmeye basilacak ve Gece Sahini devreye
alinacakti. 1-2 dakika içinde de olusturduklari muazzam enerjiyle
Marmara' nin altindaki tektonik tabakayi zayif yerlerinden kirip, aylardir olusan basinci disari
atacaklardi. Böylece büyük bir deprem önlenmis olacakti.

Ama o gece bir seyler yanlis gitti Doga kendini yönetmek
İsteyenlerden bir kez daha intikam almisti. 45 saniye süren deprem, beklenenin 10.000
kat üstünde bir güçle gelmisti. Zayiflayan ve titreyen elektrikler
geri geldiginde, gece saat 03:05' i gösteriyordu.

Kimsenin agzini biçak açmiyordu. On binlerce insan, çoluk, çocuk, o
Enkazin altinda can çekisiyor veya cansiz yatiyordu.
Bu tarihin en büyük felaketiydi; hem de insan eliyle yaratilan...
Iste o andan sonra çantalardan çikan "Q plani" çalismaya basladi.

Ilk önce bölgedeki tüm haberlesme ve elektrik enerjisi felç edildi. Kimsenin
birbiriyle haberlesmesi istenmiyordu. Cumhurbaskani dahi sabahleyin
"benim de telefonum kesikti" seklinde garip bir açiklama yapti.
Cumhurbaskani ve basbakan saskindi. Saatlerce "üzgünüz" bile
diyemediler.

4 dakika içinde Israil Baskani Barak ve Birlesik Devletler Baskani Clinton
ile irtibat kuruldu. O anda Israil' de Ben Gurion' un Lod askeri
havaalanindan 4 adet savas uçagi esliginde 2 nakliye
uçagi havalaniyordu.
2 dakika sonra da Israil Deniz Kuvvetleri ve NATO Güney Deniz Saha komutanligi' na
bagli tüm birlikler DEFCON-4 acil durumuna geçirildi. Amerikan 6' nci
filosuna bagli gemiler de rotalarini Istanbul' a çevirmek için Pentagon' dan emir
aldilar.
Bu arada devreye Avrupa ülkelerinin liderleri de giriyor ve belki
de onlardan da Türkiye için sözler aliniyordu. Yunanistan bile
harekete geçirilerek Türkiye' ye karsi olan hasmane tutumuna son
vermesi saglaniyordu. Tüm Bati baskentleri hareket halindeydi,
panik yoktu. Hersey kontrol ve koordinasyon altindaydi; bir tek Türkiye disinda.

Israilli askerler ve üst düzey subaylar o gece Gölcük' te ne
ariyorlardi. Bu devir teslim töreni her yil yapilan rutin bir ulusal törendi.
Uluslar arasi bir kimligi yoktu. Bunun nedenini simdi daha iyi
anliyoruz.

Hiçkimse bu güne kadar hiç katilmadiklari bu devir teslim törenine
neden katildiklarini sormadi. Ya saskinliktan, ya da telastan,
enkaz altinda kaç Israil askerinin öldügü, kaçinin yaralandigini da soran olmadi. O
felakette kaç Israil askerinin öldügünü ne Genelkurmay yayinladi ne de Israil
böyle bir bilgiyi açiklamak nezaketinde bulundu.

Herkese verdikleri imaj ise, oraya bize
yardim için geldikleriydi. Hemen bir hastane kurdular. Esas
amaçlari enkaz altindaki askerlerini ve önemli askeri malzemeyi çikartarak
götürmekti. Biz de " Bak su Israil'e helal olsun, hemen
yardimimiza kostu" diyerek sevindik.

Sabah saat 03:05 ile 06:30 arasinda Bati' da bu
hareketlilik yasanirken bölgede de çok hizli ve çok gizli askeri
hareketlilik hakimdi. Ancak herkes kendi derdine düsmüs oldugundan bu olaganüstü gizli
operasyondan kimsenin haberi olmuyordu.

Böylece bu isi planlayanlar gecenin
karanligindan da yararlanip denizaltindan parçalari yüzeye vuran
Tesla makinesinin kalintilarini toplayip, yer alti ve yerüstündeki
tüm izleri yok etmeye çalisiyorlardi. Ve bölgeye son hizla gelen
Rus arastirma gemisi dahi sabah saat 06:30' da bölgeye vardiginda,
havanin aydinlanmasiyla birlikte etrafta delil olabilecek tek bir cisim bile kalmamisti.
Deniz altinda olusan radyasyon anlasilmasin, dibe çöken kalintilar arastirilmasin
ve patlama sonucu meydana gelen denizalti krateri ve çukur ortaya
çikarilmasin diye bu bölge derhal askeri karantinaya alinarak dalısa yasak bölge
ilan ediliyordu.
Ancak bütün bu temizlikler yapildiktan sonra
Ecevit ve daha sonra da Demirel' in bölgeye gitmesine izin veriliyordu.
Amerika tüm imkanlarini seferber etti. Clinton Amerikan halkindan
Türkiye'ye yardim etmesini istedi. Kasim' da Türkiye' ye gelecegini ilan
edip; Ecevit' in de bu arada Amerika' ya (belki de binlerce sehidin
diyetini konusmaya) kendini ziyarete gelecegini haber verdi.

Ilk anda çok yadirgadigimiz Saglik Bakani Osman Durmus' un
"yabancilara tek bir hasta bile vermem” demesini, ABD Deniz Kuvvetlerine ait yüzer
hastanede tek bir hastanin bile tedavi edilmedigini, 750 ton yardim
malzemesiyle yüklü bir Israil gemisinin üç gün süreyle gümrükte
tutulmasini simdi yadirgayabiliyor musunuz?

Enkaz altinda binlerce insanımıza karsı bir vicdan borcumuz var. Onlar
geride gözleri yasli on binlerce sevenlerini, sicakliklarindan
mahrum birakirken, sirf Kaliforniya da John' lar, Susan' lar ve

Alice' ler yasasin diye yasamdan çalındıklarını dünya bilsin.

Bağlantı »