« Önceki :: Sonraki »

babaca nasihatler

 

Ey oğul!

 Sana vasiyet ederim ki;

bütün hâllerinde ilim, edep ve takva üzerinde olasın!..

Geçmişlerin eserlerini oku ve Ehl-i sünnet vel-cemaat yolundan git!

Fıkıh ve hadîs öğren ve câhil sofîlerden bucak bucak kaç!

Namazlarını, mutlaka cemaatle kıl!

Kalbinde şöhrete meyil varsa imam ve müezzin olma!

Şöhretten gücünün yettiği kadar uzaklaş!

Şöhrette âfet vardır. Makamlarda da gözün olmasın;

dâima kendini aşağılarda tut!

Takat getiremeyeceğin işe kefil olma!

Halkın seni alâkadar etmeyen işlerine karışma!

Fâsık idarecilerle düşüp kalkma!

Her hususta dengeyi muhafaza et!

Ölçüyü kaçırıp güzel ses dinlemeğe fazla kapılma ki,

ruhu karartır ve sonunda nifak doğurur.

Böyleyken güzel sesi de inkâr etme ki,

onunla ezan ve Kur’ân, ruhları ihya eder.

Az ye, az konuş, az uyu; ve gafillerden arslandan kaçar gibi kaç!

Fitne zamanları yalnızlığı tercih et,

Menfaati icâbı fetva vererek dînin hafife alınmasına sebep olanlardan,

mağrur zenginlerden ve câhillerden uzak dur!

Helâl ye, şüpheli işlerden sakın ve evlenmede takvaya dikkat et.

Aksi hâlde dünyaya bağlanır ve o uğurda dînini zedelersin…

Çok gülme; hele kahkahayla gülmemeye dikkat et!

Çok gülmek kalbi öldürür. Fakat tebessümü de elden bırakma.

Herkese şefkat gözüyle bak ve kimseyi hakîr görme!

Kendi dışını aşırı bezeyip süsleme ki,

Dış mamurluğu iç haraplığından gelir.

Münakaşa etme, kimseden bir şey isteme, müstağnî kal,

Kanaatle zengin ol, vakarını koru!

Sende emeği olanlara ve seni terbiye edenlere karşı vefakâr ol,

Malınla ve canınla onlara hizmet et ve onların hâli ile hâllen!

Onları kınayan gafiller felah bulmaz.

Dünyaya ve dünya ehli olan gafillere meyletme!

Gönlün dâima mahzun, bedenin kulluğa güçlü,

Gözün yaşlı ve kalbin rakik olmalı. İşin hâlis,

Duan iltica ve libâsın mütevâzî, yoldaşın Hak dostları,

Sermayen zahirî ve batınî din ilimleri,

evin mescid ve yakının Allah dostları olsun

Yorum (2) Yorum yaz!

Ahirete iman etmenin insana kazandırdıkları

1. ÇOCUKLAR
Ölüm, çocukların körpe dimağında çok büyük yaralar açar. Ahirete iman olmazsa, çok sevdiği, birlikte oynadığı arkadaşının ölümü çocuğu çok sarsar. Sevdiği arkadaşını toprağın altında böceklerin yediğini, bir daha onu hiç görmeyeceğini düşünür, dehşete kapılır. Annesinin, babasının veya kardeşinin ölümüyle daha da sarsılır. Fakat ahirete iman imdada yetişse, kendisine verilen telkinlerle üzüntü yerine sevinç hisseder. Ahirete iman sayesinde kendisine söylenilen sözlerin tesiriyle şöyle der: “Kardeşim veya arkadaşım öldü. Cennetin bir kuşu oldu. Bizden daha iyi yaşar. Orada istediği her yeri uçarak dolaşır, istediği her şeyi yer, içer. Annem öldü, fakat Allah’ın rahmetine gitti. Beni cennette yine kucağına alıp sevecek. Ben de orada sevgili anneceğimi göreceğim.”

2. YAŞLILAR
İnsan gençken ölümün genç ihtiyar ayırt etmediğini fazla düşünemeyebilir, kendinden uzak görebilir. Fakat ihtiyarladıkça ölümün habercisi olan beyaz kıllar ve hastalıklar ona her an ölümü hatırlatır. Eğer ahirete iman olmasa, yaşlı birinin durumu, idamlık bir mahkuma benzer. Celladın, “Haydi gel idam edileceksin” emrini beklercesine titrer. Bu ise onun hayatını acılaştırır, zindana çevirir. Fakat ahirete iman imdada yetişse, o idam mahkumlarını andıran ihtiyarların hayatları şu müjde ile birden değişiverir: “Merak etmeyiniz. Sizin ebedi bir gençliğiniz var. Parlak ve ebedi bir hayat sizi bekliyor. Kaybettiğiniz çocuklarınızla, akrabalarınızla sevinç ve saadetler içerisinde görüşeceksiniz. Yaptığınız bütün iyilikler muhafaza edildiğinden, onların mükafatını göreceksiniz.” Bu onlar için öyle bir müjdedir ki, başlarına yüz ihtiyarlık dahi gelse, onları üzüntüye düşürmez.

3. ÖZÜRLÜLER
Ahirete imanın bir diğer faysadına da gözü görmeyen, ayağı, kolu sakat olan, kulağı duymayan, konuşamayan sakat insanlarda rastlarız. Ahirete iman olmasa, mesela bir kimse güzellikleri görememenin; sağır, güzel sesleri duyamamanın; dilsiz, sevdikleri ile konuşamamanın ızdırabını duyar. Fakat ahirete iman imdada yetişse, sakat olanlar, Allah’ın kendilerini o uzuvlarla işlenilen günahlardan koruduğunu düşünür, verilmeyen bir nimetten dolayı yakınmayı bir tarafa bırakır, verdiği sayısız nimetlere şükretmek gerektiğini anlarlar. Ahirette cennet nimetlerinden dünyada iken sağlam olanlardan daha fazla istifade edeceklerini düşünürler, teselli bulurlar.

4. GENÇLER
Hevesleri taşkın, akıllarını her zaman başlarına alamayan, akıldan çok hissiyatla hareket eden gençler, ahirete inanmaz, cehennem azabını hatırlamazlarsa, zayıfların malı, namusu, ihtiyarların rahatı ve haysiyeti çok büyük bir tehlike ile karşı karşıya kalır. Pek çok misalini gördüğümüz gibi Allah’a ve ahirete inanmayan gençlerin pek çoğu canavar kesilmekte, bir anlık lezzet içim mesut bir ailenin saadetini mahvetmektedir. Neticesinde ise hapis azabı çekmektedir. Fakat ahirete iman kalblerine girse, o gençlerin akılları çabuk başlarına gelir. Yapmak istediği haksızlıktan vazgeçer.

5. HASTALAR, MAZLUMLAR
Ahirete imanın bir diğer faydası da insanlığın pek mühim bir kısmını teşkil eden hastalarda, zulme uğrayanlarda, musibete maruz kalanlarda, ağır ceza alan mahkumlarda kendisini gösterir. Eğer ahirete imanı olmasa, hastalığa yakalanan biri, her vakit hastalığın uyarmasıyla gözü önüne gelen ölümle hayatı zindan olur. Zulme uğrayan biri, zalimden intikamını alamadığı ve namusunu mağrur zalimin elinden kurtaramadığı için huzursuz olur, dünyası bir nevi zindana dönüşür. Büyük bir musibete uğrayan kimse, kendisine göre boşu boşuna malını ve sevdiklerini kaybetmiş olmaktan gelen sıkıntının altından kalkamaz. Zulmen veya bir iki saat nefsine mağlup olduğu için beş on sene hapis azabını çekmeye mahkum edilenle, hiçbir teselli bulamazlar. Fakat ahirete iman olsa bütün bu sayılanlar geniş bir nefes alırlar. Sıkıntıları, intikam hiddetleri imanlarının kuvvetine göre kısmen, hatta bazen tamamen kaybolur. Yerini huzur ve neşeye terk eder. Mesela hasta biri ölümden korkmadığı, ölümü ebedi bir hayatın başlangıcı olarak gördüğü için güven duyar. Hastalık acısının günahları affettireceğini düşünmesi de sıkıntılarını hafifletir. Zulme uğrayan kimse, intikamını almaya gücünün yetmediği zalimi ahirete, Allah’ın adaletine havale eder, rahatlar.

ailem.zaman.com.tr

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Müslüman ana-babalara açık mektup

 

Çocuklarınızı iyi Müslümanlar olarak yetiştiriniz. İyi Müslüman ne demektir?

Kısaca arz edeyim:İyi insan demektir. İyi vatandaş demektir.

Erkekse, hanımına iyi bir koca, çocuklarına iyi bir baba demektir.

Kadınsa, kocasına iyi bir hanım, çocuklarına iyi bir anne demektir.

Çocuksa, anne-babasına iyi evlat demektir. İyi komşu demektir.

İyi âmir, iyi memur demektir. İyi işveren, iyi işçi demektir. İyi tâcir, iyi esnaf, iyi müşteri demektir.”

Dahası da var, lakin bu saydıklarım yetmez mi iyi Müslümanı anlatmak için?

Muhterem anne-babalar!

Yarın hepimiz bu imtihan dünyasından çekilip gideceğiz, son yolculuk tarihini bilmiyoruz ama yolculuk kesin.

Çocuklarımızı iyi Müslümanlar olarak yetiştirmezsek son derece ağır bir vebal altında kalmış oluruz.

 İyi Müslüman, gerçek dindar demektir. Gerçek dindar kimdir?

1- O, doğru olan inançlara, düşüncelere, görüşlere sahiptir.

Dinî konularda mutlaka Kur’ân-ı Kerim’e ve Sünnet’e uygun olan

Ehl-i Sünnet ve Cemaat itikadı üzeredir.

İslâm’a, Kur’ân-ı Kerim’e, Sünnet’e, din önderlerinin inanç, görüş ve düşüncelerine uymayan hiçbir dünyevî görüşe ve ideolojiye bağlanamaz Müslüman.

2- İyi Müslüman, başta günlük beş vakit namazlar olmak üzere dinimizin farz kıldığı bütün ibadetleri eda eder, dosdoğru bir şekilde yerine getirir. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin müekked sünnetlerini de ihmal etmez.

3- İyi Müslüman ahlâkı düzgün, yüksek faziletlere sahip, yüksek karakter sahibi kimsedir. Ahlâksız, faziletsiz, karaktersiz, şımarık, kendini beğenmiş, bencil, görgüsüz, terbiyesiz adama ve kadına asla iyi Müslüman denilemez. İyi Müslüman o kimsedir ki, gayr-i müslimler bile onun ahlâk ve faziletini kabul ederler, onu bu konuda överler.

4- İyi Müslüman dünya için, dünyada kalacağı kadar, ahiret için de orada kalacağı kadar çalışan kimsedir. Ahiretin sadece kuru edebiyatını yapan, var gücüyle ve büyük bir hırsla bu fanî dünya için çalışan kimseler kesinlikle iyi Müslüman değildirler. Ahirette ebedî olarak kalacağını bilen iyi Müslüman, dünya hizmetlerini ihmal etmez, aksatmaz, lakin bütün varlığı ile ebedî hayatta mutluluğu yakalamak için çalışır.

5- İyi Müslüman parayı değer olarak kabul etmez. Parayı putlaştıran kişi dıştan Müslüman görünse de, o gizli bir müşriktir. Dini imanı para olan, iyi Müslüman değildir.

6- İyi Müslüman, bütün dünya işlerinde Resûl-i Ekrem (S.A.V.) Efendimiz hazretlerini en büyük önder, en güzel örnek ve model, en güvenilir rehber, en muzaffer kumandan olarak kabul eder. Elinden geldiği kadar ve zamanın şartlarına uygun şekilde onun gibi yaşamaya çalışır, onun gibi davranmaya çalışır. Onun sünnetini kendisine hayat düsturu olarak kabul eder ve bu sünnetin dışına çıkmaz.

7- İyi Müslüman, sadece din ve iman kardeşlerine değil, bütün insanlara, bütün canlılara, hattâ cansız maddelere bile şefkat ve merhametle muamele eder. Müslümanları yok etmeye ahd etmiş son derece harbî, son derece agresif, son derece fanatik düşmanlar bu kaidenin içine dahil değildir.

8- İyi Müslüman paylaşan kimsedir. Abdullah b. Ömer (R.A.)’den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

“Yüksek el alçak elden hayırlıdır. Çünkü yüksek el infak edici yani verici, alçak el ise isteyici, dilenici eldir”4 buyurmuşlardır. Milyonlarca din kardeşi ve vatandaşı sefalet ve perişanlık içinde sürünürken kendileri en lüks ve israflı bir şekilde har vurup harman savuran kimseler iyi Müslüman değildir.

9- Kendi cüz’î iradesiyle iyi Müslüman olmaya çalışan kimseye Cenab-ı Hak vehbî ilimler, hikmetler, faziletler ihsan eder. Onların aydınlığı o Müslümanda görülür. Lakin herkes göremez. Gören görür, görmeyen görmez.

10- İyi Müslüman “Ölmeden önce ölmeye çalışır”, yani bencilliğini, varlığını yok etmek için uğraşır. Sonunda ALLAH ona bu başarıyı nasip ederse hiç olur.

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

 

 

 

 

 

KIYAMET ALAMETLERİ..::..


Arkadaşlar bu konuda kıyamet alametlerini yazıp bulduğğumuz onunla ilgili resimler koyalım..
hem bilgiilenmiş hemde kıyamet alametlerini öğrenmek adına güzel olur diye düşünüyorum...



-Peygamberimizin hadislerinde yeryüzünü kaplayan savaşları ve terör eylemlerini tasvir etmekte ve bu olayların da kıyamet alameti olduğunu belirtmektedir. Nitekim dünyanın dört bir yanında çatışmalar, bölgesel ve iç savaşlar durmak bilmeksizin devam etmektedir.






-Peygamberimiz (sav)'in Ahir Zaman'la ilgili verdiği haberlerden birisi de şu şekildedir:

Büyük şehirler dün sanki yokmuş gibi helak olur.






-Fakirler çoğalacak.Açlık ve hayat pahalılığı alabildiğine yayılacak.






-Ahlaki çöküş,hak dinin ve Kuran Ahlakının terk edilmesi,faizin aşikar olması








-Kötülerin çoğaldıkça çoğalması, yalancıların doğru kabul edilip doğruların yalancı sayılması, hainlerin güvenilir, güvenilir kimselerin hain sayılması kıyamet alametlerindendir. Yalancı şahitlik yaygınlaşır, hakka şahitlik ise gizlenir.









-Boşanmaların çoğalırken gayri meşru çocuklarda çoğalır...





-Uzun yaşamak çağlar boyunca insanların belli başlı hedefleri arasında yer almıştır. Bu uğurda büyük bir çaba harcanmıştır. Konuyla ilgili olarak, Hz. Muhammed de Ahir Zaman'daki gelişmeleri haber verdiği bir hadisinde şunları söylemiştir:
 
Onun zamanında… ömürler uzayacaktır.



-Yüksek binalar yapmada insanlar birbirleriyle yarışacak...








-Zaman kısalacak ve vasıtalarla mesafeler kısalacak,zaman kısalıp sene ay, ay hafta, hafta gün, gün saat olacak...







-Kişiye kamçısının ucu konuşmadıkça,kişiye (kendi) sesi konuşmadıkça kıyamet kopmaz.Semadan (gökyüzünden) bir ses ki herkes bunu kendi lisanında işitir...







 

 

Yorum (1) Yorum yaz!

HATIRALAR

 

       

 

Kim kaldı bu meçhul diyarlarda.

Her gelen konup göçerken

İz bilmez adres bilmez, diller

Bilinmeyen lehçelerde

Acılar günlük nefeslermiş gibi

Yaşanan soluklarla

Sözler yabanıl çaresizlikte

Derdini anlatamazken

Sabrın sadıkları sadakatleriyle,

Aşkın güler yüzlü suretlerini

Meydanlara saldılar ünleriyle

 

Muhammedi muhabbet

Mahbubunu müjdelerken

Kulaklar gözler heyecanla

Çaresizce yağmur duasında.

Kurumuş göz yatakları

Çöl olmuş yüreklerde,

Yağmur duasındalar

 

Sevgi şafaklarında ateş,

Hayatın faniliğini fısıldarken

Alev sularında yârin hasreti

Kadim maksudun bakiliğini

Şifreler sıfatlarda

Leyla gönüllü kadınlar

Hasretin umut sevdasında

Mecnun bekleyeduralar

 

Sisler aralar yılların mazisini

Limanlardan nice gemiler kalkar

Gönül her sureti yaşamış bilge edasında

Suya hasret, serap olmuş ömürle

Gönülde umut tükenir, dilde söz

Dizler çözülür bağlarından

Zaman anı gösterir bir kez daha

Yüzler kara, gönller yara

Sevdanın hatırına ey yar!

Af eyle tövbenin hatırına

 

Varidatı sır yani

 

Yorum (4) Yorum yaz!

dövme yaptıranlar

 

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:


“İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, öldürme ve zorbalıktan başka bir yolla idareye sahip olunamayacaktır.

Gasp ve cimrilikten başka bir yolla zenginliğe, dinden çıkma ve nefsânî arzulara tâbi olmaktan başka bir yolla da diğer insanların sevgisine (arkadaşlık ve dostluğuna) ulaşılamayacaktır.

“Kim bu zamana kavuşur ve zengin olması mümkün iken fakirliğe, sevgilerini kazanma imkânı varken nefretlerine, azîz (haysiyet ve itibar sahibi) olmaya gücü yeterken zillete sabrederse; Allah o kuluna, beni tasdîk eden elli sıddîk sevâbı verecektir.” (Minhâcü’s-Sâlihîn, 4, 1637, Tahâvî rh. rivâyet etmiştir)
***
Bir başka hadîs-i şerifte de şöyle buyurulmuştur:

• Devlet malı muayyen çevrelerin çıkarı yapıldığı,

• Emânet ganîmet sayıldığı, zekât angarya kabul edildiği,

• İlim, dinden başka bir gâye için tahsil edildiği,

• Kişi karısına itâat edip annesine âsi olduğu,

• Dostunu kendisine yaklaştırıp babasını uzaklaştırdığı,

• Mescitlerde gürültüler başgösterdiği,

• Fâsık kimsenin kabîlenin/toplumun başına geçtiği,

• Aşağılık adamın milletin lideri olduğu,

• Şerrinden korkulduğu için kişiye ikrâmda bulunulduğu,

• Şarkıcı kadınlar ve çalgı âletlerinin yayıldığı,

• Sarhoşluk verici her türlü içkilerin içildiği,

• Ümmetin sonu(nun) öncekileri lânetlediği zaman...

“İşte o zaman (insanlar);

Kızıl bir rüzgâr, zelzele, yere batma, şekil değişimi, taşlanma ve ipi kopan bir tesbîhin tanelerinin birbiri ardınca gitmesi gibi birbirini tâkip eden belâları (kıyâmet alâmetlerini) beklesinler.”
(Tirmizî, Sünen, Fiten, 58)

 

 

 

 

 

fikrime göre dövme de şeytan işi bir uygulamadır.

Şeytan insanın fıtratını bozmaya yemin etmiştir.

Şekilde görüldüğü gibi insanı maskara etmeye uğraşır.

Uzak duralım.

 

Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp, saptıracağım.

En olmadık kuruntulara düşüreceğim.

Onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini ve allah’ın yarattıklarını değiştirmelerini emredeceğim.

Kim Allahı’ı bırakıpta şeytanı velî (dost) edinirse,

kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır.”

 

 

Abdullah bin Mes’ud -radiyallahu anh-buyururlar ki;

“Allah dövme yapan ve yaptırana, yüzünün tüylerini yolanlara, kaşlarını inceltenlere, güzel görünsün diye dişlerini seyrekleştirenlere, Allah’ın yarattığı şekli değiştirmeye çalışan kadınlara lânet etsin.”
Bir kadın bu hususta İbn-i Mes’ud -radiyallahu anh-ı kınayınca şöyle söyledi:

“Bana ne oluyor ki Resulullah Aleyhisselâm’ın lânet ettiğine ben lânet etmeyeyim, bu husus Allah’ın kitabında da vardır.

Allah-u Teâlâ:

‘Resulullah size neyi verdiyse onu alın, neyi yasak ettiyse ondan sakının.’ buyuruyor.” (Haşr: 7)

 

 

 

 

böyle resimler gördükçe halimize şükrediyorum

gerçekten bize ibret oluyor diye düşünüyorum..







bunun yürekle alakası yokkk kii ben yürekli olduğumu düşünüyorum aam daha da ilerisi zekiymde o yüzden bunu yaptıracak kadar salak değilim ..

manyak bunlar yaw. dövme için... yazıkk bedenine

yapılan dövme değil
sadistlik yada mazoşistlik söleyebilecek bir sey bulamıyorum

bunu yaparken lokal anestezı kullanıyorlarmı acaba! bıze ters gelebılır ama kızın hosuna evet tabi bi şekilde hissetmiosan olabilir belki ama derisinin parçalarını görünce çok kötü oldum

yürekle falan alakası yok..harbiden salak bunlar ya..ıyy iğrenççç

bu kız kafayı yemıs derısı aynı kokorec gıbı olus behhh

nsl yapildigini göstermese vay güzl dövme derdiniz ama

kesinlikle kadın kafayı yemiş tamam canın sıkkın olur yaparsın bişeyler ama bu kendisini bile aşmış deli bunlar deli
allah akil fikir versin rabbim bizlere akıl versin ne diyeyim.

 

 

Diyanet İşleri Başkanlığı, yaptırdığı dövme nedeniyle kişinin tövbe etmesi gerektiğini bildirdi. Dövme yaptıranların neden tövbe etmeleri ile ilgili uyarı Diyanet'in takviminde yer aldı.

Diyanet takviminde yer alan bilgide, insan bedeninin değişik yerlerine çeşitli şekillerde dövme yaptırmanın eski tarihlerden bu yana uygulandığı belirtilerek, "Vücuda iğneler batırılıp, açılan deliklere boyalı maddeler konularak yapılan dövme, eski çağlardan beri yapılan bir cahilliye adeti olup, sağlık açısından da zararlı olduğu gibi dinen de yasaklanmıştır" denildi.

"DÖVME YAPTIRANA ALLAH RAHMET ETMEZ"

Diyanet, Hz. Peygamberin, insanın doğal yapısında değişiklikler yapılmasını hoş görmediğini, dövmeyi yapan ve yaptırana da Allah'ın rahmet etmeyeceğini bildirdiğini ifade ederek, İslamiyet'in her konuda doğallığı tavsiye ettiğini, dövmeyi de hoş karşılamadığını kaydetti.
"Dinimiz, tedavi amaçlı operasyonlar hariç Allah'ın yarattığının değiştirilmesine yönelik her türlü müdahaleyi yasaklamıştır" diyen Başkanlık, Allah'ın yarattığının değiştirilmesinin hem maddi hem de fıtrat alanında gerçekleşebildiğini bildirildi.

Diyanet, "Günümüzde, başta insan olmak üzere canlı varlıklar üzerinde ve yeryüzünde doğal dengeyi bozucu her türlü yıkıcı girişimi bu çerçevede değerlendirmek mümkündürKişinin yaptırdığı dövmeyi kazıtması gerekir. Ancak bu operasyon vücuda zarar verecekse dövme olduğu gibi bırakılır. Bununla birlikte yapılan dövme gusül ve abdeste engel değildir. Fakat kişinin bundan dolayı tövbe etmesi gerekir" dedi.

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

ANNE BABALAR VE ÇOCUKLAR

 

 

Çocuklar geleceğimizdir.

Çocuklarımızı iyi yetiştirmek, geleceğimizi sağlıklı kurmak anlamı taşır.

“Ağaç yaşken eğilir” sözünü bilirsiniz.

Çocuklar eğitime en elverişli çağlarında anne-babadan gerekli ilgiyi ve eğitimi görmelidirler.

Anne-babalık vazifesi sadece çocuğu maddi ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlı değildir.

Çocuklara doğru ve sağlıklı bir eğitim vermek öncelikle ebeveynlerin görevidir ve bunu bizzat kendileri üstlenmelidir.

İslam fıtratı üzerine yaratıldıklarından çocuklar kendilerine verilecek güzelliklere o kadar açıklar ki,

yeter ki biz onlara iyilik ve güzellikleri bizzat uygulamak suretiyle öğretmesini bilelim.

Anne babaların çocuklarına karşı vazifeleri konusunda birkaç madde sıralayabiliriz:


1. Çocuklarımız bizim davranış tarzınızla büyür:

Çocuklarımızdan bizim gösterdiğimiz davranış tarzından başkasını göstermesini bekleyemeyiz.

Ebeveyn bu konuda çocuklara örnek olmalıdır.

Çocuklar bütün olumlu ve olumsuz davranışları anne ve babadan alır.

Öfkelendiğinde verdiği tepki ebeveynin verdiği tepkinin taklididir.

Eğer ebeveyn bağırıp çağırıyor ise çocuk da aynısını yapacaktır.

Ebeveyn sakin olup konuşarak olayları hallediyor ise, çocuk da ebeveynin bu olumlu tavrını izleyecek ve öfkelendiğinde ailesinin tepkisine göre tepki verecektir.


2. Çocuğunuzu az eleştirin, çok övün (takdir edin):

Çocuğumuza yaptığımız eleştirilerin yıkıcı olmamasına dikkat etmeliyiz.

Çocuğumuzu eleştirirken acımasız davranmayıp, her önümüze geleni söylememeliyiz.

Çocuğumuza sadece yapıcı eleştirilerde bulunmalıyız.

Çocuğumuzu överken de dikkat edeceğimiz bazı konular vardır.

Çocuğu yaptığı olumlu davranışından dolayı övmeliyiz.

Olumlu bir davranışta bulunduğunda geciktirmeden anında takdir etmeliyiz.

Çocuğumuzu takdir ederken ve överken ses tonumuza dikkat etmeli ve kendi duygularımızı ifade etmeliyiz. Olumlu davranışının ardından bir ödül vermeyi düşündüğümüzde ödülümüz maddi değil manevi olmalıdır.


3. Çocuğumuz konuştuğunda bütün dikkatinizi çocuğunuza verin:

Çocuğumuz bize bir şey söylemek istediğinde bütün işimizi bırakarak

onun seviyesine inip göz temasını kurarak onu dinlemeliyiz.

Çocuğumuzu dinlemez isek, konuşmak istediğinde “

Zaten hiç susmuyorsun yine ne söyleyeceksin?” diyerek onu rencide edersek

sorunlarını ve mutluluklarını başkaları ile paylaşır.

Bu da sorunların büyümesine yol açar.

Dinlenilmeyen çocuk kendini ifade edemez.

Hırçın ve saldırgan olur.

Sonra da “benim çocuğum çok hırçın, saldırgan” diyerek onlarda bir problem olduğunu düşünürüz.

Ebeveyn ilk konuşma anından itibaren çocuğunu dinlemiyorsa ya da

“O ne anlar” diyerek çocuğuyla iletişim kurmuyorsa, çocuklarda konuşma güçlükleri ortaya çıkar.

Kelime darcığı gelişmediği için cümle kuramaz ve toplum içerisinde aktif olamaz.

Dil gelişiminde güçlük çeken çocuğun zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimleri olumsuz etkilenir.

 

4. Mutlu bir çocuk yetiştirmek istiyorsanız mutlu birer ebeveyn olun:

Çocuğumuzun mutlu olmasının yolu, bizim mutlu birer anne baba olmamızdan geçmektedir.

Anne-baba arasındaki mutluluk ise sevgiyle gerçekleşir.

Eşler birbirlerine saygılı davranırlarsa,

şartlar ne olursa olsun karşılıklı anlayıştan ödün vermezlerse mutlu olurlar.

Mutlu olan eşlerin, mutlulukları çocuklarına da yansır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

HER AN AYRI BİR ŞAN


 

Az veya çok yaşadık,bu alemi
Kâh zengin ve fakir kılındık rabbimizin iradesinde
Kâh ağlayan veya gülen olduk rolümüz gereği
Bazen kahreden üzen, kıran ve inciten
Bazen mülayim, uysal ve muti bir ruh edasında yaşadık
Bazende romantikleşen uçarı ahvalde pür melal
Bazende derviş gibi hikmetin peşinde bir sufi
Bazen nefse uyup isyan eyleyen bir asi
Bazen de Nasuh gibi tezkiye eyleyen bir tövbekar
Bazen neşeli coşkun içi içine sığmayan bir ırmak
Bazen kurak iklimlerde susuz çöl gibi bir hicran
Bazen fedakâr bir baba rolünde sadece veren sehiv
Bazen bencil, kendini beğenen bir baği
Bazen haddini bilen ağır ve sabır timsali bir mütevekkil
Kâh isyankâr, asi korkusuz, serkeş bir kabadayı
Kâh ölümü öldüren er kişi gibi şahadete koşan şehit
Bazen bir bardak suda isyanlar çıkaran ayrılıkçı
Bazen serden geçti cehdinde bir mücahit
Küfre karşı baş kaldıran münzir bir münadi
Dilsizlere dil, elsizlere el olan ebul yetim
Bazen hikmet denizinde seyreden bir gemi
Bazen dünya âleminden başka
Yaşamın yokluğuna inanmış gibi yaşayan
Tul-i emellerle donanmış hayalperest
İnsanca algılanan kulluğa inat insansı yaşanan
Silik ve bayağı ahlaksız hayat
Bazende gökleri isyankâr şirklerle tekzip eden
avare zavallı bir yaşam
Bazen de ilimden yoksun ne yaptığını bilmeyen...
Bizlere biçilen bu hayata tepkimiz ne.?
Biz bunun için mi gönderildik.?
BİRAZ DÜŞÜNELİMMİ DOSLAR
Ne dersiniz….

 

Yorum (3) Yorum yaz!

BİSMİHİ SUBHANEU....

 

 

Kelam ve selam,
Âlem ve âlim,
Eşya ve şahid,
Şehid ve müşahid,
Şu âlemin uçsuz bucaksız mekânlarında
Zerre kadar bile cürümü olmayan
Biz kullarının gönlüne nazar edip
Kemali afiyet sırrınca ilimden nasiptar kılan ALLAH (cc)ya
Alemlerin can soluyan varlıklarının sayısı adedince
Onu tespih edişlerine uygun
Lisanı dil kabilinden

''ELHAMDULİLLAHİ RABBİL ALEMİN”

Şükür, sena ve hamd
Eş-Şekur ve el-Hamid olana.

Terkibimize mayaladığı sevgiyle,
Hayatın hay’lığını sır boyutu olan
Hu’dur ki, sonun başlangıcıdır.

Ol başlangıcın sonu olan
Çemberi oluşturan sevginin muhatabı
Kulluk ve kemal, ilim ve Cemal,

Suret ve tasvir, sanat ve Musavver oluşunu
Zatının her an ayrı tecellisinde fark edip,

Derim ki; kelam-ı sayha ile ant olsun ki
Gam ve kederden arınmamıza
Maşallah”

Bütün sıkıntılarımıza
Hasbi yallah”

Bütün günahlarımıza
Estağfurullah”

Bütün musibetlere
İnna lillah”

Kaza ve kadere
Tevekkel tu alellah”

Bütün nimetlere
Elhamdülillah”

Bütün korkulardan emin olmak için
Lailahe illallah Muhammed en Rasulallah”

Elamdulillahi ala külli hal!”
İlk nur, ilk doğuş,
İlk kelam, ilklere yüceltilen
Sonrada Habib denip kutsanan,
Dünya denen âlemde
Ruh ve meleklerle ziyaret edilen,
İlk miraç ve sidretül müntehada ilk,
İnsanı kâmillikte, esma-i ilahi hikmetinde
Hep ilk olan,
Arasatta şefaatte ilk,
Liva-ül hamd makamında ilk,
Makamı Mahmut’ta bile
İlki şahsında ünleyen...

Ve bizimde dil Gülşensinde
Söz goncalarıyla
Salat_ü selamlarlar desteleyip,
Sevgilinin diyarına gönderirken
İşbu hazlı demde ya Rab.!

Biz sana ; kul Muhammed aleyhisselama
Ümmet olmanın manevi deminde,
Zamanı şehri zilhicceyle paylaşırken
Bizi kulluğunda kabul eyle.
İmanımızı sabit eyle.
Amellerimizi makbul eyle,
Muhammed aleyhisselam hürmetine amin..!

Selatü selam ve naat-ı kiram kabilinden dizelediğimiz övgümüzü
Rabbi Rahim’imize sena üslubunca sunarken
Ol dostun hoşnutluğuna erişmemizi dilerim.

İşbu selatü selamlarımızın mana hazzı
Ruhani meclislerde
Rüzgâr-ı İsraf’ilin nefhalarıyla Muştulanarak
Efendimizin al ve ashabının yar ve yaranının
Ve dahi tüm çağlarda
Bende-i yaranı olan salih ve Salihalarda kapsayan bir inşiraha dönmesini
Ve işbu selatü selam hürmetine;
Dünyamızı sünnetin hazzında mamur eylemesini dileriz amin.!

Allahumme salli ala seyyidina muhammed

Destti sevdanın maşuku,
Makam-ı âlinin muhatabı,
Kevser-i afi tabın sakisi,
Arasat-ı kübranın gizemli şefaatçisi,
Ruhların umut menbağı,
Yücelerin rahmet bulutu,
Hakk’ın el-Adl adlı dili,
Kulluk bilincinde en mütevazı,
Paylaşımda adil,
Ölçüde cömert, mertlikte yüce,
Ahlakta kerim, ilimde Âlim,
Âlemde özel, surette güzel,

Dilde naat, sözde sanat,
Kelamda selatü selama muhatap,
Dua ve niyazın en güzel süsü,
Ruhlarda şakıyan
Aşk bülbüllerinin bestesi,
Umut baharlarının
Şebnemlerinin yaşam gayesi

Ol sevgi Peygamberine;
Dil üslubunun mana hazzıyla
İş bu selam-ı şahaneleri de katarak
Salat_ü selamlarımızı arz ederken...

Ona candaş ve yaren,
Ona yoldaş, ona ashap,
Ona gardaş, ona ehl-i beyt,
Ona salik, ona tabiin,
Ona tebei tabiin,
Ona selef, ona halef,

Onun yolunun yolcusu
Olduğunu gönlünden tastiklemiş,
Ruhunu bu sevginin onayında arıtmış
Her bir cana en kalbi sevgi,
Muhabbet ve ruhani feyizler dilerim.

Sesi mikrofondan tele,
Telden radyoya, radyodan kulağa,
Kulaktan gönüllere hissettirirken,
Bu hislerle duygulanan saygı ve sevgiyi
Gönlünde haz eyleyen dostlar merhaba!
Ehlen ve sehlen efendim!

                                              varıdatı sır yani

 

Yorum (1) Yorum yaz!

muharrem ve yeni yıl mubarek olsun

 

herkim

Muharrem ayının birinci ve onuncu Aşû-ra günleri

sabahleyin üç kere bu duâyı okursa

Allah Zü'l-celâl Hazretleri'nin o kimseyi

tâ gelecek senenin Muharrem ayına kadar

cemî' belâlardan emîn ve muhafaza buyuracağı

rivâyet olunmaktadır.


MANASI:
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla....
Hamd,alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsusutur.

Salatu SelamdaPeygamber Efendimize,ehl-i beytineve bütün ashabına olsun.

Ey Rabbim,sen Ebedi,Ezeli,Hayy,Kerim,Hannan,Mennansın.

Bu gelen yeni yıl kovuşmuş şeytanın şerrinden muhafaza olmayı istiyorum.

Ve içimde,bana kötülüğü emreden nefsimle mücadelemde senden yardım diliyorum.Beni sana yaklaştıracak meşguliyetleri bana nasip et.

Ey Celal ve İkram sahibi Rabbim.

Rahmetinle Merhametlilerin en Merhametlisi.....



bu güzel yeni yıl  hepimize  huzur  ve  nutluluk  sıhat  ve  afiyet getirsin

Yorum (3) Yorum yaz!